MAGAZİN

HABER

SİNAMA

OTOMOBİL

TATİL

TEKNOLOJİ

SPOR



KADIN

MÜZİK

SAĞLIK

MODA

DİN

VİDEO

ÇOCUK



H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z

H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z

H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z



Google

« Önceki |

15/6/2007

Kalp hastaları ağrı kesicileri nasıl kullanmalı?

.Kalp damar hastalığı olan kişilerin baş ya da eklem ağrısı nedeniyle sık ve yüksek dozda ağrı kesici kullanmaları kalp krizi riskini artırmaktadır. Peki kalp hastaları ağrı kesici kullanmaları gerektiği zaman nelere dikkat etmeli?

İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi ve Özel Hizmet Hastanesi Girişimsel Kardiyoloji Bölüm Başkanı Tevfik Gürmen’e göre öncelikle tercih edilmesi gereken ilaç aspirin.ağrı tedavisinin mutlaka doktor kontrolünde olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Gürmen, “Kalp damar hastalarında ağrı kesicileri nasıl kullanmalıyız?” sorusunun yanıtını verdi.

Ağrı kesiciler kalp krizine neden oluyor
Kalp hastalarında, ağrı kesicilerin kullanımı ile birlikte vücutta pıhtılaşmanın artması, damar duvarının genişlemesi ve böbreklerden su-tuz atılımının engellenmesi ile birlikte hipertansiyonun artması durumları ortaya çıkmaktadır. Bu da kalp krizi oluşma riskini artırmaktadır.

Kalp hastalarına ağrı kesici yerine diyet yapın ve stresi azaltın önerisi
2007 Amerikan Kalp Cemiyeti bildirisinde kalp damar hastalığı olan ve kalp damar hastalığı olma riski yüksek bulunan kişilerde baş ya da eklem ağrısı için başlangıç olarak ilaç dışı tedavi önerilmektedir. İlaç dışı tedavide de stresin azaltılması, kilo verilmesi, fizik tedavi, sıcak ve soğuk uygulaması yer almaktadır. Eğer ilaç dışı tedavi yetersiz kalırsa bu durumda ilaç tedavisi uygulanacaktır.

Kalp hastalarında ağrı kesici kullanımında nelere dikkat edilmeli
İlaç tedavisinde kural olarak hangi ilaç grubu kullanılırsa kullanılsın ağrıları kontrol altına alabilecek en düşük dozda ilaca başlanmalı ve mümkün olan en kısa sürede tedavi sonlandırılmalıdır. İlaç tedavisinde ilk planda etkin maddeleri kalp hastalıkları ve kalp krizi riski üzerinde olumsuz etki yapmayacak bir ilaçla başlanmalıdır. Ağrı kesici ilaçlar damar duvarında gevşemeyi azaltır, vücutta su ve tuz tutulumunu artırır. Bu nedenle hastanın böbrek fonksiyonları ve kan basınca yakından takip edilmelidir. Özellikle hipertansiyon, böbrek ve kalp yetmezliği bulunan kişilerde bu ilaçların kullanımına çok dikkat edilmelidir.

Öncelikle aspirin tercih edilmeli
Kalp damar hastalığı olan ya da kalp damar hastalığı olma riski yüksek kişilerde ağrı kesici kullanımı mutlak gerekiyorsa öncelikli olarak aspirin ve etkin maddesi parasetomol olan ilaçlar alınmalıdır. Eğer bu ilaçlarla tedavi yetersiz kalıyorsa doktorun kontrolü ve kararı ile daha etkili ilaçlar denenebilir. Ancak ilaçların yan etkileri göz önüne alınarak tedavinin kesinlikle doktor kontrolünde olması gerekmektedir.

Haber: NTV

15/6/2007

Sigara gözü vuruyor

.Sigara, şişmanlık ve sağlıksız diyet, yaşa bağlı sarı nokta hastalığı görülme olasılığını artırıyor

Göz hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Tunç Ovalı, ileri yaş grubunda kalıcı görme azalmasına yol açan etkenlerin başında yaşa bağlı sarı nokta hastalığının (makula dejeneresansı) geldiğini söyledi.

Retinanın tam ortasında yer alan ve keskin görmeyi sağlayan alana renginden dolayı sarı nokta denildiğini kaydeden Ovalı, yaşlanmayla birlikte bazı hücre atıklarının burada biriktiğini ve görme azalmasına yol açabilecek sarı nokta hastalığına neden olabildiğini belirtti.

Kadınlarda görülme olasılığı daha fazla
Hastalığın, görmenin azalması ve bakılan cisimlerin şeklinin düzgünlüğünü kaybetmesi gibi iki önemli belirtisi bulunduğunu belirten Ovalı, kadınlarda görülme olasılığının erkeklere göre daha fazla olduğunu kaydetti.

Ovalı, hastalığın kuru ve yaş tip olmak üzere iki biçimde geliştiğini anlattı:

"Kuru tipte sarı nokta ve bunun altındaki hücreler erimeye başlar. Bu olay yavaş ilerler, görme azalması da yavaş olur.

Yaş tipinde ise sarı noktanın altındaki hücre tabakalarında anormal damarlar gelişir ve sarı noktayı etkileyerek bu hassas bölgenin tahribatına neden olur. Bu grupta tahribat son derece hızla ilerleme gösterebilir."

Sarı nokta hastalığında etkili faktörlerin başında kişinin yaşının geldiğini, ortaya çıkmasında ırsiyetin de rolü bulunduğunu dile getiren Ovalı, "Ancak yapılan araştırmalar, bu iki önemli etkenin yanında, sigara, şişmanlık, sağlıksız diyetin de yaşa bağlı sarı nokta hastalığının görülme olasılığını artıran etkenler arasında yer aldığını ortaya koymuştur" dedi.

Kuru tip sarı nokta hastalığının günümüzde etkin bir tedavisi bulunmadığını, ancak bazı vitamin ve minerallerin oluşma ve ilerleme riskini azalttığını belirten Ovalı, bu nedenle antioksidan ve minerallerin bol bulunduğu taze sebze ve meyve tüketilmesini önerdi.

Ovalı, yaş tip sarı nokta hastalığında ise fotodinamik tedavi ve göz içi ilaç uygulamaları gibi yöntemlerle, hastaların önemli bir kısmında görmenin aynı düzeyde korunabildiğini belirtti.

15/6/2007

‘Engelsiz’ otel

.Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın en büyük oteli ’Access Centres Turkey’ (Türkiye Engelliler Merkezi) Marmaris’te hizmete girdi

Marmaris’in İçmeler Beldesi’ndeki dağlık ve ormanlık alanın eteğinde bulunan Park Panorama Otel’in işletmecileri, Ocak 2007’de yeni bir proje geliştirdi. Bu projeyle otel engelliler için hazırlandı ve baştan aşağı yenilendi.

26 odanın engellilere, 46 odanın ise engelli yakınları ile refakatçilerine ayrıldığı binadaki kapıların ölçüleri standart hale getirildi.

Engelli odalarındaki yatak başlarına ve özel hazırlanmış banyolara basıldığında resepsiyondan oda numarasının göründüğü acil çağrı butonları yerleştirildi.

Katlara çıkan 2 asansör, 3’er tekerlekli sandalyeliyi taşıyacak hale getirildi.

Genel alanlardaki tuvaletler de engellilerin kullanabileceği şekilde dizayn edildi.

Zihinsel özürlüler için beyinde uyarı yaratılmasını sağlayan stimülasyon odası eklendi.

Otelin bahçesindeki yarı olimpik havuzun kenarına engellilerin girmesini kolaylaştırmak amacıyla ’havuz asansörü’monte edildi. Bina üzerindeki çalışmalar bittikten sonra otele gelecek tatilci engellilerin ulaşımı da düşünüldü.

Dalaman Havalimanı’ndan transferi sağlaması için özel tasarımlı, 10 tekerlekli sandalye, 9 da normal koltuk kapasiteli otobüs ve şehir içi servis amacıyla yine özel tasarımlı iki minibüs satın alındı.

ACT’nin Genel Müdürü Özkan Karaer, kapılarının yerli ve yabancı tüm engellilere açık olduğunu belirterek “Otelimiz engellilere yönelik, tatil amaçlı Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın ise 3’üncü otelidir. Ancak İspanya’nın Tenerrife ve Yunanistan’ın Girit adalarında bulunan iki engelli otelinden de daha büyük. Alanında Avrupa’nın en büyüğü olan tesisimizde engellilere ve ülke turizmimize en iyi şekilde hizmet etmeyi amaçlıyoruz” dedi.

15/6/2007

"Kadın satıcısı değil"

.Trabzonsporlu Ç. VATAN’a konuştu: Kadın satıcısı olarak adı geçen Mustafa saygın bir işadamıdır

Yurtdışından getirdikleri fotomodel kızların pasaportlarına el koyarak İstanbul’da erkeklere pazarladıkları iddia edilen şebekeyle ilgili soruşturma kapsamında hazırlanan fezlekede adı geçen Trabzonsporlu futbolcu Ç. VATAN’a konuştu. Ünlü futbolcu, kadın satıcısı olarak adı geçen Mustafa isimli kişinin saygın bir işadamı olduğunu, senede 4-5 milyon dolar kazanan bir şirketinin bulunduğunu ileri sürdü. Trabzonsporlu Ç. şunları söyledi: “Sanırım Mustafa Bey’in telefonu müsteşarlarla da görüştüğü için dinlemeye alınmıştır. Ama bu işte bir yanlışlık var. Ben Mustafa Bey’i iyi tanırım ve sürekli konuşurum. Kendisi aynı zamanda en yakın arkadaşımın patronu. Mustafa Bey’in kadın satışıyla, fuhuşla falan bir ilgisi olamaz.” Bekar olan Trabzonsporlu futbolcunun konuşmaları tüm detaylarıyla polis fezlekesinde yer almıştı.

15/6/2007

Marmara'da tsunami !

.Marmara'da başlatılan ve Nautile denizaltısı ile deniz dibinde gerçekleştirilen incelemeler tamamlandı

ARAŞTIRMA ile ilgili bir açıklama yapan Prof. Dr. Naci Görür, İzmit Körfezi ve Marmara Denizi’nde aktif faylar boyunca bazı akışkanların (su ve gaz) çıkışının olduğunun saptandığını belirterek “Gaz çıkışları fayların aktif olduğunun da göstergesidir. Yaptığımız araştırmalar, bu gazların derinlerden geldiğini ortaya koydu. Bu gazlar yüzeyde bizim bataklık gazı olarak nitelediğimiz cinsten değil. Deniz tabanında organik maddenin bozulması sonucu meydana gelen gaz değil, deprem derinliklerindeki kırıklardan gelen gazlar. Dolayısıyla biz bunları daha önce insansız denizaltı ile tespit etmiştik, şimdi görerek tespit ettik” dedi. Naci Görür, araştırmanın olası bir deprem açısından önemine ilişkin şunları anlattı: “Marmara’nın tabanında aktif fayların bütün özelliklerini inceliyoruz. Faylar boyunca sürekli gaz ve su çıkışları olduğu belirlendi ve haritalandı. Bunlar aktiviteyi gösteriyor. Faaliyeti gösteriyor. O nedenle de dikkat edilmesi gerekiyor. Eğer bir yerde deprem olmuş ve bitmiş olsa belirli bir zaman sonra akışkan çıkışı duruyor. O nedenle bu akışkan çıkışlarının ciddiye alınması gerekiyor. İzlenmesi ve incelenmesi gerekiyor.”

Faydan sızan metan gazı

Prof. Dr. Naci Görür, Prof. Dr. Celal Şengör ve Prof. Dr. Namık Çağatay ile araştırmanın Fransız Eş Başkanı Prof. Dr. Pierre Henry’nin gerçekleştirdiği çalışmalar sonucu elde edilen araştırmaya ilişkin yapılan yazılı açıklamada da, elde edilen bulgular şöyle sıralandı: “Marmara tabanındaki aktif faylarla akışkan çıkışı (gaz ve su) arasında doğrudan bir ilişki vardır. Akışkan çıkışı fayın hareketliliğinin belirtisidir. Marmara tabanında fay boyunca açığa çıkan gazların büyük ölçüde metan gazı olduğu anlaşılmıştır. Bu gaz ile birlikte bazı hidrokarbon emarelerinin bulunması söz konusu gazın yüzeysel olmayıp, derinlerden geldiğini ortaya koymuştur. Akışkan çıkışlarının sürekli denetlenip izlenmesiyle Marmara bölgesini tehdit eden depremin gelişi ile ilgili önemli ipucları elde edilebilir.

Marmara Denizi’nin özellikle Çınarcık çukurluğunun kuzeyinde ve İzmit Körfezi’nin Marmara’ya açıldığı bölgelerdeki kıta yamaçları olası bir depremde heyelanlar oluşturmaya müsaittir. Bu kaymalar Marmara Denizi’nde tsunami olaylarına sebep olabilir. Sonuç olarak, Marmara Denizi’nin tabanına sabit bir denizaltı gözlem istasyonunun kurulması ve faylar boyunca açığa çıkan gaz ve suların hacim ve kimyasal bileşimlerindeki değişimlerin sürekli izlenmesi ile beklenen Marmara depreminin gelişi ile ilgili önemli ipuclarının elde edilebileceği anlaşılmıştır.”

Son Yazılarım